Canon ve Magic Lantern 3

Magic Lantern Overlay menüsüne devam…

Histogram: Bir pozlama yardımcısı. Histogram aslında size karenizin pozlama dağılımını sunan bir tür grafiktir. Yatay düzleme dağılan bu grafiğin en solunda karanlık noktalar (shadows), en sağında ise aydınlık noktalar (highlights) yerleşmiştir. Böylece kadraj kapsamındaki alanın en karanlık noktadan en aydınlık noktaya kadar olan dağılımını görebiliriz. Sol-sağ düzlemindeki bu pozlama dağılımına ek olarak histogram aynı pozlama değerindeki noktaları aynı dikey eksen üzerinde toplayarak içeriğinizin dağılımı hakkında ek bilgiler verir. Örneğin aşağıdaki histogramı yorumlayalım:

HST3

Görüldüğü gibi, histogramın sol tarafı (yaklaşık 0 ile 20 arası) boş. Burası en karanlık değerler olduğu için bu karede tam siyah ve ona yakın değerlerin olmadığını, daha çok siyaha yakın gri tonların olduğunu söyleyebiliriz. Tam aksi tarafta ise (255 civarı) bir tırmanma ve duvara yaslanma durumu görüyoruz. Burada en parlak kısımların en yüksek değere çarptığı ve hatta patladığı anlaşılmakta. Demek ki karede patlayan beyazlar var. Ayrıca histogramın geneline baktığımızda değerlerin çoğunun sol yarıda toplanmış olduğu görülmekte. Tam olarak söyleyecek olursak, kadraja giren unsurların büyük kısmı 50 ila 130 değerleri arasında toplanmış. Buralara orta tonlar denir ve böyle bir zorunluluk olmasa da doğru pozlanmış bir görüntünün 56 ile 85 değerleri arası da insan tenine denk geldiğine göre, bu karede insan görüntüsü olduğu sonucuna varabiliriz. Elbette bu bir tahmin çünkü sadece pozlama değeri ile renk tonları bilinemez. Ek olarak, 0–16 arası değerlerin boş olması bana bunun ya Technicolor Cinestyle ile çekildiğini ya da kamerayı kullananın ne yaptığını bilerek bu aralığı boş tuttuğunu söylemekte. Fakat sağ taraftaki patlama kolay kabul edilebilir değil. Yine de bunun küçük bir alanda toplanmış olduğunu (sağ dikeydeki 25 değeri) görmek mümkün. Bu uç durumu affedecek olursak, bu histogramın kabaca da olsa kabul edilebilir bir pozlama alanını kapsadığını söyleyebiliriz. Tüm değerler, en tehlikeli 0–16 aralığı hariç olmak üzere histogram boyunca dağılmış ve karşıtlık yerli yerinde. Fakat, bu karede artık 0–16 arası dışında karşıtlığı götüreceğimiz bir yer kalmamış. Yani, üzerinde yapılabilecek oynamalarda karşıtlık artımı zor. Karşıtlığı açamayız ama kendi içndeki dağılımını değiştirebiliriz.

Görüldüğü gibi histogramı okumak ve yorum yapmak mümkün ama bu histogram bize içeriğin “ne” olabileceği hakkında bilgi vermiyor (ki lazım da değil çünkü görevi bu değil). Aynı pozlama değerine sahip noktaları aynı dikey eksen üzerinde topluyor ama hangi noktanın kare içinde nerede yer aldığını bilemiyoruz. Örneğin o sağdaki patlamanın kare içinde nerede ve ne biçimde olduğunu bilmek mümkün değil. Bir pencere ucu da olabilir, tüm kareye yayılmış patlamış noktaların toplamları da olabilir. Kısacası, histogram kare içindeki noktaların pozlama değerlerine göre dağılımını çubuk-grafik cinsinden verir diyebiliriz.

Histogramlar tek tip değildir. Burada kullandığımız histogram sadece ve sadece parlaklık (Y) değerini kullanan bir histogram. Diğer histogramlar ise RGB türünden üç ayrı rengi ayrı grafiklerle gösterebiliyorlar. Bir tanesini kısaca inceleyelim.

HST4

Bu histogram ise hem 3 ayrı rengi hem de gri tonlu olarak toplam parlaklık değerini vermiş. 3 rengin ayrı verilmesi sonucu mavilerin daha aydınlık kısımları oluşturduğu (tipik gökyüzü), bunu orta pozlama değerlerine dağılmış yeşillerin takip ettiği (doğa?) ve son olarak da altlarda toplanmış kırmızıların olduğunu görebiliyoruz. Demek ki burada patlama tehlikesi gökyüzünde (tahminimiz doğru ise). Gri histogram ise hepsinin toplamı şeklinde yeşile yakın bir dağılım sergilemiş. Burada tehlikeli olan bir durum ise patlamadan çok en karanlıklarda birden zirve yapan çok sayıda nokta. Bu toplaşmanın nedenini bulmak gerekir.

ML bize iki histogram seçeneği sunuyor. Luma (Y) ve RGB. Bu iki değeri ikinci örneğimizdeki gibi üstüste görmek mümkün değil ama zaten küçük ekran üzerinde bunu tam yapmak mümkün olmuyor. Harici monitor kullanıyorsanız daha yerinde olur ama zaten biraz profesyonel monitörlerin kendilerinin histogram ayarı oluyor. Ben RGB modunda kullanmayı tercih ediyorum ama işe daha yeni başlıyorsanız ve bu kadar çok şey sizi biraz bunalttıysa sadece Luma histogramını kullanmanız yeterli olacaktır. Sonuçta, pozlamanızı doğru yapmanıza ve genel durumu görmenize yaramakta.

Diğer yapılması gereken seçim ise Linear (doğrusal) ile Logarithmic (logaritmik). Bu teknik ayrıntıya girmeyeceğim. Canon kameraların kendi histogramları çekilen fotoğrafı gösteriyor ve işimize yaramaz. ML’nin histogramı daha yerinde olsa da her zaman kusursuz değil. Başka birçok yerde LOG kullanırken, ML üzerinde bu ayarı LIN seçiyorum ve size de önerim bu. İnsan gözü logaritmik çalışır ama ne olup bittiğini anlamak için standart linear’da durması daha güvenli geliyor bana.

Clip Warning (patlama uyarısı) seçeneğinin ise standart %0.1’de durması yeterlidir. Bu durumda renklerden herhangi birindeki bir değer en üst sınırın üzerine çıkarsa (yani renklerden bir patlarsa) bunu histogram üzerine konan o renkten bir nokta ile görmek mümkündür. Bu durumda o rengi oluşturan piksellerin belirlenen yüzdesi sınırları aşmıştır denebilir. Histogram üzerindeki renkli noktaları takip ederek bunun farkına varabiliriz.

Çekim anında en dikkat edilmesi gereken durum, eğer sağa yaslama (ETTR) tekniği uygulanacaksa, pozlama telafisi, örtücü hızı vb gibi değerleri kullanarak histogramın olabildiğince sağa yaslanmış tutulması gerektiğidir.

*********************************************************

Waveform: Dalga biçimi de bir pozlama yardımcısı. Etkin hale getirince yine histograma benzer bir dalgalı grafik görüyoruz. Histogram, piksellerin pozlamaya göre dağılımını veriyordu ama görüntüye giren hangi noktadaki piksellerin sözkonusu değere sahip olduğunu göremiyorduk. Grafiğin solu karanlık, sağı aydınlık noktalar demekti. Dalgabiçimi ise biraz daha ilginç bir yaklaşım kullanıyor. Bu kez grafiğin solu karedeki içeriğin de solunu göstermekte. Yine sağa doğru gittikçe kadraja giren piksellerin de sağdakilerini kastetmiş oluyor. Yani bu kez soldan sağa doğru tarayarak karemiz içindeki pozlama dağılımını daha coğrafik bir biçimde görebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Grafik üzerindeki belli bir kolona (dikey değere) baktığımızda, görüntüde tam oraya denk gelen dikeydeki piksellerin toplam değerini görürüz. Karışık gelmiş olabilir. Bir kez de şöyle özetleyeyim: Soldan sağa gittiğimizde karemizin içeriğinde de soldan sağa gitmekteyiz. Fakat, aynı dikey hizada yer alan piksellerin hepsi birarada gösterilmekte. Yani yatayda görülen farklılık dikeyde görülmemekte. Aşağıdaki video dalgabiçiminin nasıl işlediğini göstermekte.

Bir örnek üzerinde inceleyelim:

Waveform

Bu grafikte yatay eksen görüntünün de yatay ekseni. Fakat dikey eksenin görüntünün dikey ekseni ile bir ilgisi yok. Orada sadece aynı yatay eksendeki piksellerin toplam pozlama değeri veriliyor. Burada soldan sağa doğru geldikçe altta gittikçe dağılmakta olan yeşilimsi bir noktalar bulutu var ve yukarıda daha çok değişim sergileyen bir durum görülmekte. Karenin sağ yarısına gelince ise gittikçe düşen bir pozlama değeri hakim. Yani orada gördüğünüz ve sağ aşağı doğru gitmekte olan eğri, karenin bu yarısındaki piksellerin gittikçe kararmakta yani pozlama kaybetmekte olduğunu göstermekte. Demek ki bu karenin sağ tarafı gittikçe kararmakta. Bizim için en önemli değerler ise alt ve üst sınırlar. Bu karede altlarda bir sorun görülmüyor. En karanlık değerler 10 çizgisinin üstünde başlamış ve burada piksel kaybı yok. En parlak pikseller ise karenin tam ortasında yer almaktalar ve değerleri neredeyse 100’e dayanmış ama patlama yok. Bu karenin pozlamasında bir sorun yok demek ki. Ne aşağıdan, ne de yukarıdan kayıp olmamış.

Dalgabiçiminin kullanımı aslında basit. ML üzerinden etkin hale getirdiğinizde çıkan kutucuk içinde üstte ve altta birer mavi çizgi ve tam ortada da eflatun bir çizgi göreceksiniz. Ayrıca karenizin içeriğine göre değişiklik gösteren bir dalgabiçimi de gri rekle gösterilecek. Yapmanız gereken şey, kabaca o dalgabiçimini iki mavi çizgi arasında tutmak. Eğer dalgabiçiminin bazı kısımları alttaki mavi çizginin altına iniyorsa oralarda düşük pozlama vardır. Soldan sağa doğru bakarak düşük pozlamanın nerede olduğunu bulabilirsiniz. Yine üstteki mavi çizginin üzerine taşan dalgabiçimi de yüksek pozlamayı yani patlamayı göstermektedir. İdeal durumda tüm dalgabiçimi iki mavi çizgi arasında kalır.

Bu özelliğin alt-ayarları sadece ekran üzerindeki boyutunu ayarlıyor. Küçük, büyük ve tam ekran gibi 3 ayar var. Ben küçüğü kullanıyorum ve dış mekan vb ışığın yoğun olduğu yerlerde bazen büyüğe geçiyorum. Tam ekran göstergesi de aslında çok güzel. Yani sadece bunu kullanarak da pozlamanın durumunu incelemek mümkün ama her zaman olacak şey değil. Gözünüz görüyorsa küçük ayarda tutun derim.

**********************************************************************

Vectorscope: Evet bu son özellik de renk dağılımı ile ilgili ama pozlama yardımı için de kısmen kullanılabilir. Bu özelliği etkin hale getirdiğinizde ekrana bir daire çıkar. Bu dairenin bölündüğü her bir kısım bir rengi göstermektedir ve her bölmenin içinde bir nokta/kutucuk vardır. Bu nokta/kutucuk o rengin tam, yani video standartları açısından resmi değerini gösterir. Bu renk paydalarının dağılımı şöyledir:

Vectorscope

R: Kırmızı, M: Mor (Magenta), B: Mavi, C: Açık mavi (Cyan), G: Yeşil, Y: Sarı

Şimdi bazılarının hatırlayabilir. Eskiden TRT kanalı kapalı iken (düşünün artık kaç yılından bahsediyorum) ekranda şöyle bir test sinyali görünürdü:

Bu test sinyali, dikkat ettiyseniz yukarıda verilen ana video renkleri dağılımına göre hazırlanmıştır ve halen yayın/video dünyasında test/kalibrasyon sinyali olarak kullanılır. Kısacası, bu ana renkleri vectroscope üzerindeki ideal noktalarına oturttuğunuzda, renk açısından kameranız ve sisteminiz ideal konuma gelmiş demektir. Yani mavi doğru mavidir, sarı doğru sarıdır vb. Şimdi bunun deneyini kendiniz yapabilirsiniz. Kameranızı açın, vectorscope’u çalıştırın ve yukarıdaki test sinyali videosunu tam ekran yapıp tüm karenizi dolduracak şekilde ekrana yaklaşıp netliğinizi yapın. Test sinyali dışındaki sayfa kısımları görüntüye girmemelidir. Test sinyalinin ses boyutu da var ama bu konuya şimdilik girmiyoruz.

Tam ekran sinyali vectorscope açıkken görüntülediğinizde “ideal” durum şuna benzer bir grafik olmalıdır:

Vectors

Gördüğünüz gibi, bu ideal vectorscope’ta her renk için ayrılmış paydanın içinde rengi gösteren harfin yanında birer kutucuk vardır. İdeal koşullarda test sinyalindeki renk çubukları tek bir rengi gösterdikleri için bu renk sözkonusu kutucuğun tam içine gelen bir noktalar toplaşması yaratmalıdır. Bir başka deyişle vectroscope içinde yukarıda görülen zigzaglı şekil ortaya çıkmalıdır. Şimdi buna bakarak kameramız hakkında bir şeyler söyleyebiliriz. Örneğin, R harfi ile gösterilen kırmızı sinyalin uç noktası kutunun içine gelmiş mi? Sizin zigzaglı grafik çok küçük ve ortada toplanmış kalıyorsa pozlamanız düşüktür, diyaframınızı açmalısınız. Pozlama doğru olduğunda zigzagın kolları açılarak uç noktalar renk kutucuklarının tam içlerine oturmalıdır. Büyük olasılıkla yukarıdakine birebir denk bir grafik göremeyeceksiniz. Örneğin kırmızı değerinin kutucuğun içine değil de, aşağıya, sarıya yakın bir konumda kaldığını görebilirsiniz. Merak etmeyin, hiçbir kamera kusursuz değil ve DSLRler de zaten bu konuda çok iddialı değiller. Ayrıca monitörünüzün de renkleri ne derece doğru gösterdiği tartışılır ki bunu monitör kalibrasyonu yazısında düzeltmeye çalışacağız. Ayrıca bu test kapsamında değişik çekim profilleri (picture styles) deneyerek renklere nasıl tepki verdiklerini de sınayabilirsiniz. Örneğin, Faithful ayarı genelde diğerlerine göre daha doğru sonuçlar vermeli. Cinestyle ise biraz daha ortaya doğru toplaşan değerler veriyor. Bu özellikleri ve beyaz ayarı kaydırma (WB shift) ayarlarını kullanarak renkleri istediğimiz şekilde de değişikliğe uğratabiliriz ve düzeltebiliriz. Fakat bunun için en başta testin doğru yapılması gerekiyor ki bu amatör düzenekler ile kolay değil.

Evet, özetle vectorscope da kameramızın renk düzenini görmemizi ve buna göre değişiklik yapmamızı sağlar. Biraz dolaylı da olsa pozlama ayarı da yapmaya yarar. Normal koşullarda kameralar set ortamında bu test sinyaline maruz tutularak ayarları yapılır ve birden fazla kameranın bu şekilde de eşitlenmesi sağlanmış olur. Bu durum dışında vectorscope devamlı kullanılacak bir özellik değildir. Set ortamında test sinyalini doğru üretmeniz mümkün olmayabilir. Bu nedenle çok büyütmeyin. Klaketler konusunu tartışırken renk skalası olan modellere öncelik vermiştim. Bunun nedeni hem çekim sonrası renk düzenlemesi için referans olmaları hem de bazen çekim anında test sinyali yerine kullanılıp kameranın renk düzeninin ayarlanmasına yardımcı olmalarıdır. Fakat bunlar genelde amatörü aşan şeyler.

Evet, sanırım Overlay menüsünü böylece bitirdik. Bir sonraki menümüz Movie menüsü.

Işığınız bol, renginiz kalibre, keyfiniz yerinde olsun…

Reklamlar