Canon ve Magic Lantern 4

Bu kez de Movie menüsünden devam ediyoruz. Bu menüde film çekerken elinizin altında olması gereken bazı önemli özellikler yer almakta.

Menu_movie

Bitrate: Veri oranı ayarı menüsü. Bu konu ile ilgili olarak öncelikle veri oranı nedir ve nasıl iş görür anlamak için Veri oranı konulu yazımızı okumanız yerinde olur. En basitinden, veri oranı kavramını “veri yazmanız için kullanmanıza izin verilen kapasite” diye aklınızda tutabilirsiniz. Buradaki “izin verilen” ifadesi önemli, çünkü veri oranı aslında bir tür sınırlandırma. Yani bazı parametreleri kullanarak video kodlamada kullanılacak veri miktarının sınırlarını belirliyoruz. Canon kameralarda bulunan kodlayıcı h.264 kodlayıcısı ve temelde tüketici amaçlı geliştirilmiş bir altyapıdır. Bu kodlayıcı, özel bazı algoritmalar sayesinde kendisinden önceki divx, mpeg2 gibi çeşitli kodlayıcılardan daha etkin sıkıştırma yapabiliyor. Buna karşın tüm kodlayıcılarda olduğu gibi, yaptığı şey “fazla veriyi” atarak geri kalanı sıkıştırmak olduğu için kayıp söz konusu. İşte bu “fazla veri” olarak tanımlanan ve atılan kısımlar sonradan görüntü üzerinde oynama yapmak istediğimizde işimize yarıyor. Ayrıca, işlemci hızı ve dosya uzunluğu gibi etmenler kullanılan veri miktarına bir sınırlandırma getirilmesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle de, kamera üreticileri fabrika aşamasında kameranın güvenli olarak çalışabilmesi ve yaygın kullanılan kartlara veri yazabilmesi için veri yazma hız ve oranına bir kısıtlama getiriyorlar. Örneğin, Canon 5D Mark ii serisindeki kodlayıcı 24 Mbps oranında veri kaydederken bu oran daha sonraki 7D, 60D ve 600D serilerinde 45 Mbps’ye çıkmıştı.

Peki bu 45 Mbps tam olarak ne demektir? Bu noktada veri oranı sınırı (limiting bitrate) kavramını hatırlamalı. Aslında bu rakam size bir saniyede yazmanıza izin verilen en yüksek veri oranı demektir. Yani 1 saniyede yazılan veri miktarı bu oranı geçemez. Fakat, bu veri oranı bir üst sınır, yani tavan değer olduğu için illa da ulaşılacak diye de bir şey yoktur. Bu oranla, yani en yüksek kalite ile kayıt edip sonra da ortalama 15 Mbpslik bir video görürseniz şaşırmamalısınız çünkü kullanılacak veri oranını esasen görüntünün içeriği belirler. Dümdüz bir duvar önünde konuşan bir sunucunun kaydı ile rüzgarda devamlı hareket eden yapraklara sahip ağaçların kaydının veri oranı aynı değildir. Normalde, içeriğiniz ne kadar benzerlik içeriyorsa, kullanılan veri oranı o derece düşer. Her karede değişiklik içeren ve dolu görüntüler kodlayıcıyı zorlar ve daha yüksek veri oranlarına ulaşılmasına neden olur. Hemen bu noktada kameranız ve kartınızı sınayacak bir “kodlayıcı düşmanı” test yapalım isterseniz. Aşağıdaki videoyu tam HD formatında ve tam ekran olarak oynatın. Kameranızın kadrajını da ekranı taşmayacak şekilde ayarlayın, yani görüntüye giren sadece ve sadece çalan video olsun. Video oynarken kayıt alın. Kameranızın veri oranı ayarı ve kartınızın yazma hızına göre bir noktada kayıt duracaktır. Eğer durmuyorsa, ya ayarlarınız biraz mütevazi ya da altyapınız çok iyi. 20 saniye ve üstü iyi rakamlar. Aslında bu testi tam olarak yapabilmek için videoyu indirip bilgisayarınızda çalmanız gerekli ve isterseniz kameranızın değişik veri oranı ayarlarında ve değişik kartlarla performansını bu videoyla yapabilirsiniz. Standart ayarlarda bile kaydın bir noktada tıkandığını görmek sizi şaşırtabilir.

Peki kayıt neden durdu? İşte bu noktada devreye yine veri oranı sınırı giriyor. Belirlenen üst sınıra ulaşılınca kameranızın elinde daha fazla veriyi yazacak kapasite kalmamıştır ve kodlayıcı kullanabilecek daha yüksek bir veri sınırı istemektedir. Ayrıca kodlayıcının bu tür devamlı değişen içeriğe uygun olmayan ve daha çok aynen tekrarlanan şeylere optimize edilmiş ayarları bu içerik karşısında pes etmektedir. Son olarak da bu kadar hızlı veri oranını sürekli olarak kartınıza yazamayan kameranın tampon bellekleri dolduğu için, kamera kaydı durdurmaktadır. Neyse ki bu türden görüntüler her gün karşımıza çıkan şeyler değiller ve kameralar bu kadar zorlayıcı içerikle her an karşı karşıya gelmiyorlar.

Veri oranı kaydedilen görüntünün içeriği ile doğrudan ilgili bir kavram ama her zaman yüksek veri oranı yüksek kalite demek değildir. Youtube videolarının çoğu 3 Mbps civarında ve 5 Mbps üzerinde bir kalite Youtube üzerinde mümkün değil gibi. Buna karşın çoğu görüntü oldukça tatmin edici sonuçlar verebiliyor. Yine de film çekimi gibi daha ciddi bir kullanım alanında üzerinde çalışılacak ve değişik aşamalardan geçecek, dönüştürülecek videolar için yüksek veri oranı her zaman tercih edilir. Veri oranının artması ayrıca kutulaşma (macroblocking) sorununu da en aza indirmeye yarayacaktır. Bir çekim süreci için kullanılacak veri oranı eldeki olanaklar ve hedeflenen sonuç gözetilerek belirlenmelidir. Amatör film alanında kamera-harici video kaydı (HDMI üzerinden kullanılan çeşitli aygıtlarla) pek yaygın değil ve o nedenle temelde kamera-içi kaydı esas alıyoruz. Bu da en büyük sınırlandırıcı etmenin kameranın SD kart kontrol devreleri ve kartın kendi hızı olmasına yol açmakta.

ML’ye geri dönelim. Veri oranı ayarını belirlerken birden fazla parametre söz konusu. Karşımıza çıkan ilk kavram CBR yani sürekli veri akışı (constant bitrate). Bu seçenek veri akışının dalgalanma olmaksızın hemen hemen hep aynı değerde sürmesini istediğimiz durumlarda kullanılır. Yani belirlediğimiz değer olabildiğince sabit tutulur. ML sayesinde kodlayıcının bu değeri belirlerken kullandığı çarpanlardan birini kontrol edebiliyoruz. CBR maddesinin karşısındaki çarpan değerini seçerek kullanılacak sürekli veri oranını arttırabilir ya da düşürebiliriz. Kameranın standart ayarının 1.0x olduğunu hatırlarsak, bu değeri azalltıkça veri oranını düşmesini (dolayısıyla kalitenin ve dosya boyutunun azalması ve çekim yapılacak sürenin artmasını), yükselttikçe de veri oranının artmasını (yine dolayısıyla kalitenin ve dosya boyutunun artması ama çekim yapılabilecek sürenin azalmasını) sağlayabiliriz. Yaptığım denemelerde 0.5x değerinin altının kabul edilemeyecek derecede kötü olduğunu gördüm. Yani kalite kaygısı olmaksızın uzun süre kayıt almak istiyorsanız (tiyatro oyunu vb) bu değeri 1.0x ile 0.5x arasında seçerek bunu elde edebilirsiniz. Kalite artışı için ise ML zaten 1.4x değerini güvenilir üst sınır olarak veriyor ama bu arada 3.0x değerine kadar da gitmenize izin veriyor. Bazı özel ML türevleri ile bu rakam 20.0x’a ulaşmış durumda ama bu çok gerçekçi değil. Burada sınır kameranız ve kartınız demiştik ve 3.0x oranı dahi sürdürülebilir bir oran değil. Durağan sahnelerde işe yarar ama buna gerek olup olmadığı biraz belirsiz. Genelde 1.2x ile 1.4x değerleri civarları en optimal sonucu vermekte. Yine de çok zorlu bir içeriğiniz varsa, bu değeri olabildiğince 2.0x değerine yaklaştırmayı deneyebilirsiniz. Ben standart 1.2x değerinde tutuyorum ve eldeki karta göre deneyerek üst sınırı buluyorum. 600D ile 90 mbps hızlı karta 2.4x kaydı belli bir süre yapabildim ama standart Class10 kartlar 1.4x üzerinde riskli durumda. Ayrıca ses kaydını harici olarak yapıyorsanız kameradan ses kaydı özelliğini kapatmanız size bu konuda daha yüksek veri oranında kayıt yapma olanağı sağlayabilir ama bu durumda da kameranın referans ses kaydı olmayacaktır ve ses eşleştirmesinde sorun yaşayabilirsiniz. Bu yüksek veri oranlarını ses kaydının gerekli olmadığı geniş plan ya da çok yakın plan çekimlerinde denemenizi öneririm. Böylece çayır, çimen ya da bir tepeden çekilmiş şehir manzarası gibi içeriklerde elinizin altında keskinliği arttıracak daha yüksek veri olacaktır.

Sıradan bir Class10 kartı 600D üzerine takarak yukarıdaki test görüntüsünü kesintisiz ve 90.000 kb/s üzerinde ortalama veri oranı ve 2.0x ile (standardın 2 katı) kesintisiz kaydedebildim. Aynı kart 3.0x’dan 20.0x çarpanına kadar aynı görüntüyü en fazla ancak 1 sn kaydedebildi. Bu dosyalarda 176.000 kb/s oranını görmek mümkün ama bu sürdürülebilir bir oran değil. Canonların yeni kuşakları daha iyi bir SD altyapısına sahipler ama 550D, 600D ve 60D serilerinde 100.000 kb/s üstünü istikrarlı görmek mümkün değil. Bu da 2.0x oranının üzerine çıkmanın pek anlamı olmadığını gösteriyor. Sıradan bir oda içini 20.0x oranında da kaydedebiliyorum ama veri oranı zaten 30.000 kb/s’yi geçmediği için bunun bir anlamı yok çünkü o çarpanın kapasitesine ulaşmak mümkün değil. Harici kayıt aygıtları ve yeni seri kameralar ile bunlar denenebilir.

QScale: Bu ayar bazı ML sürümlerinde yer almıyor ve ancak kart üzerindeki bir dosyada Notepad ile bir değişiklik yapınca görülür hale geliyor. Bu değer -16 ile +16 arasında değişebiliyor ve değer düştükçe kalite artıyor. Aslında veri oranını belirleyen gerçek parametre bu ve bir önceki CBR ayarı bu değeri kayıt anında sürekli değiştirerek elde ediliyor. Bunu kayıt anında sağ üst köşede çıkan yeşil ve kırmızı göstergelerden anlayabilirsiniz. QScale ile sürekli aynı kalitede görüntüyü, değişken veri oranı (variable bitrate) yaklaşımı ile elde edebilirsiniz.

Time Indicator: Zaman göstergesi ayarı. Sağ üstte çıkan zaman göstergesinin neyi göstereceğini belirleyebilirsiniz. Elapsed, geçen süreyi yani yapılan kaydın süresini gösterir. Remain.Card, kart üzerinde kalan kapasiteyi GB cinsinden gösterir. Remain.4GB ise kart üzerinde kaydı yapılan dosyanın 4GB boyutuna ulaşması için ne kadar kaldığın gösterir. FAT tabanlı formatlı kartlarda en büyük dosya kapasitesi 4GB olabildiği için kart üzerinde yeriniz olsa dahi çektiğiniz video dosyasının boyutu 4GB’ye ulaşınca kayıt durduğu için bu önemli. Eğer kaydın durması halinde otomatikman devam etmesi seçeneğini (Movie restart) kullanıyorsanız bu artık çok sorun olmayabiliyor. O nedenle eskiden Remain.4GB seçeneğini kullanırken artık sadece Remain.Card‘ı kullanıyorum.

Movie Logging: Bu seçenek ile yapılan her kaydın yanına karta bir de video dosyası ile aynı ada sahip bir metin dosyası kaydediliyor ve bu dosyanın içine söz konusu kaydı yaparken kullanılan bazı ayarlar ve bilgiler yazılıyor. Profesyonel kameralarda bu log sistemi (ki bir tür metadatadır) çok işe yarar ve ML’nin bunu kullanmasına çok sevinmiştim ama buradaki uygulama biraz sınırlı kaldı hep. En temel sorun, ilk sürümlerde bu dosya içeriğinin anlaşılmasının zor olmasıydı. Şimdiki sürümlerde biraz daha eli yüzü düzgün hale gelmiş ve Excel ile csv formatında açıp içindeki verileri inceleyebiliyorsunuz. Ben bu özelliği devamlı açık tutuyorum ve çalışmasına belli bir sistem kazandırmak ve ileride ummadığı anda bazı bilgilerden faydalanmak isteyenlere de öneririm. Bir örnek ekleyerek içerik hakkında fikir verelim.

# Magic Lantern vTL20.2013Sep22.600D102

Start          : 2013/11/20 02:28:30
Lens name      : 50-50mm
ISO            : 160
Shutter        : 1/33.311s
Aperture       : f/2.0
Focal length   : 50 mm
Focus distance : 0 mm
White Balance  : 4500K, Magenta 0, Blue 0
Picture Style  : CineStyle (0,-4,0,0)
FPS            : 25.000
Bit Rate (CBR) : 2.0x

CSV data:
Time,ISO,Shutter,Aperture,Focal_Len,Focus_Dist
02:28:30,160,31,2.0,50,0

Burada en alttaki CSV satırının biraz karmaşıklığı bir yana diğerleri (özellikle WB ve Picture Style) sonrasında hatırlamak için önemli. Dosyanın uzantısını LOG yerine CSV yaparak dosyayı Excel ile de açabilirsiniz.

Movie Restart: Kaydın kullanıcı müdahalesi olmadan herhangi bir nedenle durması durumunda (tampon bellek dolması, yüksek veri oranı, vb vb) kameranın kayda tekrar kendisinin başlamasını buradan sağlayabiliyoruz. Bu özellik bazen hayat kurtarabilirken bazen de istenmeyen ve can sıkıcı durumlara yol açabilir. Örneğin çok kameralı bir çekim anında kameraların her birinin başında birinin durması mümkün değilse ve kameralardan biri genel açı için uzak ve yukarı bir konumda ise bu özellik kesinlikle açık bırakılmalı. Yoksa iş bittiğinde kameranın bir noktadan sonra kayıt yapmadığını farketmek çok acı olacaktır. Öte yandan, biraz dalgınlık ederseniz bu özellik yüzünden tüm kartınız da boşuna dolabilir. Örneğin, yukarıda anlattığım 20.0x testini yaparken her seferinde kamera 1sn sonra kaydı durdurdu ama ben kamerayı tripddan elime aldığımda hala kayıt yapmakta olduğunu gördüm. Yani, kilitlenme nedeniyle 1sn sonra kaydı durdurup yine 1sn sonra tekrar başlatmış. Aynı ayarda bıraksaydım kart 1snlik videolarla ağzına dek dolabilirdi. Ben uzun çekimli projelerde ya da kameranın başında operatör bulunmayacaksa ON konumunda kullanıyorum. Diğer durumlarda kontrolün elimde olmasını tercih ederek kapalı tutuyorum. Yeniden kayda geçerken 1–2 sn ara olduğunu hatırlatalım. Yani Panasonic kameralardaki gibi neredeyse kesintisiz başka dosyaya kayda devam özelliği (spanning) Canon’da henüz yok.

REC/STBY notif: Kameranın kayda geçtiği anda bunu operatöre gösteren bazı işaretler vermesi gereklidir. Yoksa ekranı dolduran onca veri arasında birden kayıt işleminin sürmediğini farketmek hoş olmaz. Özellikle kamerayı iyi tanımayan operatörler bu hatayı yapabilmektedir. Bu nedenle kameranın kayıtta olduğu ya da olmadığını göstermek için bu seçeneği kullanabiliriz. Normalde kayıt anında sağ üst köşede kırmızı bir nokta yanar ama bu ML’nin diğer verileri arasında görülmeyebiliyor. REC/STBY seçeneği ile bu kırmızı noktaya ek olarak kayıt anında REC (recording), aralarda ise STBY (on standby) yazısının görülmesini sağlayabilirsiniz. Bir diğer seçenek ise Red Crossout ve neredeyse tüm ekranı kaplayarak artık görülmemesi mümkün olmayan bir işaret kullanıyor. Ekranın ortasındaki kocaman kırmızı çarpı işareti bu konuda artık son nokta ve yine deneyimsiz bir operatöre kamera emanet edenler için birebir. Bazı kayıt durumlarının tekrarı olmayabilir veya ekrana uzaktan bakıyor olabilirsiniz (özellikle muhabirler vb) ve kayıt konumunda olmadığını görmeniz çok önemli olabilir. Ben Red Crossout’u tercih ediyorum ama kamera elimde iken çoğu kez kapalı tutarım. Amatörlere biraz daha temkinli olmak daha yakışır diyerek ikisinin arasında REC/STBY seçeneğini kullanın diyebiliriz sanırım.

Movie REC key: Kayıt yapmak için hangi tuşu kullanacağınızı belirlemenizi sağlıyor. Genelde ya Default ya da Shutter Halfpress seçeneği vardır. Yani ya kameranız üzerindeki video çekim düğmesini ya da deklanşöre yarım basma yöntemini seçebilirsiniz. Genelde yarım basma diğer bazı işlemler için daha yerinde olduğundan ve hatalı olarak da kullanılabileceği için ben Default dışında bir şeye gereksinim duymadım. Belki kameranın bir kafes donanımı içine konması durumunda arkadaki video düğmesine erişim zor olabilir ve o zaman yarı basma işe yarayabilir. Ek olarak, kameranıza kablolu uzaktan kumanda (deklanşör uzatması) eklerseniz bu durumda kayda uzaktan bir düğmeye basarak başlayabilirsiniz.

Force Liveview: Bu seçenek etkin ise, video modunda iken çıkan “Press LV button to activate movie shooting” uyarısı iptal olur ve her zaman LCD ekranını kullanabilirsiniz. Always seçeneği etkin ise kameranız üzerinde objektif yokken dahi ayna kalkacak ve LCD ekran görev yapacaktır. Bu durumda algılayıcı toz alabileceği için dikkat etmelisiniz. Start & CPU Lenses seçeneği ise kamera açıldığında ve üzerinde çip olan bir objektif takıldığında (çipli adaptörler dahil) doğrudan LCD’ye geçecektir. Ben Start & CPU Lenses konumunda kullanıyorum.

Shutter Lock: Örtücü için belirlediğiniz değerin video modunda iken değiştirilmesini engeller. Böylece ancak pozlama ayarı ile bu değişiklik yapılabilir. Örtücü hızı her ne kadar sık değiştirilen bir şey olmasa ve titreşim ve girişim sorunları nedeniyle kullanılan fps değeriyle uyumlu tutulmak zorunda olsa da yine de müdahale edilmesi gerekebilen bir değer ve bu nedenle tamamen kilitlenmesi için mantıklı bir neden göremiyorum. Ben OFF konumunda tutuyorum.

FPS override: Evet, ilginç özellikler başladı. Bu ayar ile kameranın bize sunduğu standart fps (saniyede çekilen kare sayısı) ayarını değiştirip sıradışı değerler dahi belirleyebiliyoruz. Bu seçeneğin alt-ayarları: Desired FPS ile istediğimiz değeri 0,15 ile 65 arasında belirleyebiliyoruz. Normalde film için kullanılan değerler 24, 25 veya 30 veya bunların 2 katları olan değerlerdir. ML, bu değerlerin biraz üstüne çıkmamızı ya da bayağı altına inmemizi sağlıyor. Normalde yavaş çekim efekti için olabildiğince yüksek fps gereklidir ki elimizdeki en yüksek değer 60 idi. Böylece bunu 65’e çıkarabiliyoruz. Pozlama açısından avantaj sağlamak için de ISO arttırımı yerine fps düşürme yöntemi kullanılabilir ama içerikte hareket olması durumunda bu ciddi bir hareket bulanıklığına (motion blur) yol açabilecektir. Çok düşük değerler fotoğrafçılık dışında pek kullanılabilir değil ve zaten tripod dışında elinizi bile sürmemeniz gerek. 15 fps altında sorunlar daha belirgin hale geliyor. Gece gökyüzü çekimi için tripod üzerinde 0,15 (en düşük) değerini denedim ve biraz uğraşılırsa hoş şeyler elde edilebileceğini gördüm. Biraz hassas bir özellik ve birkaç kez kayıt anında ML’nin kilitlenmesine neden oldu. Dikkatli kullanılması gereken bir özellik. Yüksek fpslerde çok büyük bir kazanç yok. Düşük olanlar da ya timelapse teknikleri için gerekli ya da pozlama konusunda kısmen yardımcılar. Bu özellik hala oldukça deneysel aşamada. Ayrıca, bu değerin değiştirilmesi ile dolaylı olarak örtücü hızı (shutter speed) ve döner örtücü (rolling shutter) hızları da değişebiliyor. Alt seçeneklerini inceleyelim:

Desired fps: İstenen fps değerini belirlediğimiz yer. Değerler 0,15 ile 65 arasında değişiyor ve parantez içinde bunların 360 derecelik ölçek içerisinde derece cinsinden denkleri de veriliyor. Seçtiğiniz değer teknik açıdan mümkün değilse, ML buna en yakın değeri belirliyor. Örneğin bazen 0,15 seçtiğinizde size 0.214 değerini veriyor.

Optimize for: Bu seçenek ile belirlediğiniz fps değerini kullanma amacınıza uygun ince ayarlar yapılıyor. Seçebileceğiniz durumlar: Low light, ki düşük ışık koşullarında çekim amaçladığınızda seçmelisiniz. Genelde, 1 fps gibi timelapse tekniğinde kullanılmalı. Exact FPS ise seçtiğiniz fps değerinin olabildiğince değiştirilmemesi için. Çok kesin bir biçimde bir değere gereksiniminiz varsa (örneğin, 24.000, 30.000 ya da 12.500 gibi) bu ayarı seçmelisiniz. ML, verdiğiniz değere en yakın olan değeri seçmek isteyecek ama bu değere eşit uzaklıkta birden fazla değer bulursa en az jöle etkisi (jelly effect) yapanını seçecektir. High FPS ise amacınız daha çok yüksek fps ile çekip sonra yavaşlatmak ise seçilmeli. Örtücü hızı değişmeden bunu yapıyor ve 600D gibi bazı kameralarda 5 fps kadar bir hız artışı verebiliyor. High Jello ise jöle etkisini en üst düzeye çıkararak yüksek örtücü hızlarını mümkün kılıyor. Daha çok bazı görsel efektler elde etmek için kullanılabilir.

Shutter range: Mevcut ayarlar ile elde edilebilir örtücü hızı aralığını vermekte. Örneğin 25 fps’de iseniz bu değer aralığı 1/25 ile 1/4000, ama bu seçenek ile bu aralığı değiştirebiliyorsunuz. Bu özelliğin menüleri biraz kararsız olduğu için çok kesin sonuçlar elde edemedim. 25 fps’de en düşük 1/2 ile 1/278 aralığını (2.475 actual fps), en yüksek 1/27 ile 1/4302 (25.014 actual fps) elde edebildim. 65 fps’de ise yine en yüksek 1/27 ile 1/4302 (actual 37.698 fps) oluyor ve en düşük değerler 25 fps ile aynı. En düşük fps değeri olan 0.15fps’de ise bu aralık en düşük 1/0 ila 1/0’da kaldı (0.214 actual fps). FPS Override özelliğini kullandığınızda Canon ekranı hala eski değerleri göstermeye devam ediyor. Gerçek değeri buradan okuyabilirsiniz.

Aslında bu değerlerin hemen hepsi kameranın içindeki iki basit saat düzeneğinin (timer) değerlerinin oranı değiştirilerek elde ediliyor. Timer A ve Timer B diye verilen bilgiler bu iki ayrı değeri gösteriyor. Yukarıdaki değerler değişince bunlar da değiştiği gibi bunları değiştirmek de diğer değerleri değiştiriyor. Timer B’yi düşürmek actual fps’yi arttırıyor.

Main clock: Sadece o andaki geçerli saat frekansını gösteriyor ve değiştirilebilen bir değer değil.

Actual FPS: Değiştirilemeyen bu değer de yukarıdaki değişiklikler ile elde ettiğiniz gerçek fps değerini göstermekte.

Sound record: FPS değerinin değişmesi ses kaydı ile ilgili eşleme sorunları da çıkarabileceği için değişik fps değerlerinde ses kaydının alınması önerilmez. Bu seçenek de zaten standart olarak bunu kapalı tutuyor ama isterseniz açabilirsiniz.

Hatırlanması gereken nokta:

Tüm dünyada geçerli sinematik fps oranı: 24 fps (23,976 sesli)

PAL fps oranı: 25 fps ya da 2 katı olan 50 fps.

NTSC fps oranı: 30 fps. (29,97 fps sesli)

Türkiye veya diğer PAL ülkelerinde film modunda çekim yaparken 24 fps yerine 25 fps kullanmak bence daha yerindedir. Farkına varmadan 24 fps çektiğim durumlarda genelde hep sorun yaşadım. Işıklandırma sistemleri de 24fps’ye çok uygun olmadığından 25fps her açıdan güvenli bir alternatiftir.

HDR Video: Evet, bu da ilk çıktığında ortalığı kasıp kavuran bir özellik ama o kasırga uzun sürmedi. Bu kısaltma yüksek dinamik derinlikli video çekimi (High Dynamic Range video) demek. Burada yapılan şey peşpeşe çekilen video karelerini birbirinden farklı iki ayrı ISO değerinde çekmek. Yani 25 fps çekim yapmakta iseniz, 1. kareniz A ISO değeri ile çekilirken 2. kareniz B ISO değeri ile çekilecektir. Burada amaç bir alt ISO değeri ve bir de üst ISO değeri kullanarak aynı ortamın iki ayrı pozlamasını alabilmek. Bu özelliği etkin hale getirdiğinizde bu iki ayrı ISO değerini belirlemeniz gerek. Örneğin ISO A: 100, ISO B: 1600 gibi. Bundan sonra video çekimi yaptığınızda ekranınız doğal olarak her karede değişen ISO değeri nedeniyle kırpışmaya başlıyor. Ortaya çıkan video yaklaşık şöyle bir şey:

Bu peşpeşe farklı ISO çekimlerinden sonra da işin ikinci ve daha karışık kısmı başlıyor. Ardarda gelen kareleri birbirlerine yedirmek. Burası biraz karışık ve A değerine göre pozlanan karelerle B değerine göre pozlanan karelerin birbirinden ayrılarak işlenmesini gerektiriyor. Sonra da birinin karanlıklarındaki ayrıntılar ile diğerinin aydınlıklarındaki ayrıntıları aynı karelerde toplamak için Avisynth ya da VirtualDub gibi pek de amatöre hitap etmeyen programların kullanılması gerek. Tüm bu çabanın sonucunda ise eğer ayarlarınız doğru ve içeriğiniz de çok hareket içermeyen türdense iyi bir video elde edebiliyorsunuz. Bir örnek çalışma verelim:

Sonuçlar her zaman çok parlak değil. İki ayrı pozlama değerinde çekilmiş iki ayrı kareyi birbirine yedirmek zor ve hele bir de hareket varsa zaten hayalet görüntüler gibi bozukluklar ile kırpışmalar olabiliyor. İlk çıktığında 1–2 ay boyunca çeşitli denemeler yaptım ama çekilen zahmetin elde edilen görüntülere pek değmediğini gördüm. Ancak ve ancak belli koşullar altında başarılı sonuçlar verebiliyor. Ayrıca, HDR videonun kendine has bir “radyoaktif” görüntüsü oluyor ve bunu pek gerçekçi bulmuyorum. Bazı durumlarda herşey gerçekten cayır cayır yanıyor gibi gözüküyor. Bu nedenle açıkçası zahmete girip beni de tatmin etmeyen bir yöntem için uzun uzadıya yazmak gibi bir niyetim yok. Yine de denemek isteyen için özetleyen bir video sunalım:

Image Effects: ML’nin yazılımcıları Canon’un DIGIC işlemcisini kurcalarken aslında işlemci üzerinde bazı temel video efektlerinin var olduğunu ama kamerada bunların kullanılmadığını görmüşler. Bu özellikleri buradan açıp kullanabiliyorsunuz. Çok ahım şahım özellikler değiller ama bilmeye değen noktaları var. Desaturate özelliği aslında tüm görüntüden renk sinyalini kesip gri tonlamalı bir görüntü üretiyor. Negative ise tahmin edileceği üzere görüntünün negatifini yani renk ve ışık açısından tam tersyüz edilmiş halini veriyor. Swap U-V ise parlaklık taşıyan sinyali (Y) aynı tutup iki temel rengi taşıyan sinyallerin (U= kırmızı ve V = mavi) yerini değiştiriyor. Yani kırmızı ve tonları ile mavi ve tonları yer değiştirip ilginç bir görüntü ortaya çıkıyor. Cartoon look efekti ise görüntüye çok da güçlü olmayan bir çizgi film havası vermek için tasarlanmış ama pek de başarılı değil.

Bu efektleri kim ve neden kullanmak ister bilemem çünkü bunların çok daha iyisini çekim sonrası aşamada bilgisayar başında yapabiliyoruz. Tek aklıma gelen Swap U-V seçeneğini yeşil perde ortamında denemek ve sorun çıkaran renklerin yerini değiştirerek daha temiz sonuç alabilmek oldu ama bunu denemek lazım. Aynı özellik ayrıca IR denen morötesi fotoğrafçılığının sonuçlarına benzer görüntüler sağladığı için bazı özel kullanım alanlarında başka işlere de yarayabilir ama bunlar standart film ve video çekimini ilgilendiren şeyler değil. Yine de olduğu haliyle bile ilginç sonuçlar elde edilebiliyor. Bu efekt gerçekötesi bir hava veriyor ve zombi filmi ya da başka gezegen yüzeyi gibi bazı durumları anlatmak için kullanılabilir. Yine de bu tür şeyleri bilgisayarda yapmayı tercih ederim. Bunu bir ara kurcalamak için notumu aldım.

EK: (21.11.2013 09:00): Burada ekleyelim: Yukarıdaki resimde en sonda gördüğünüz Raw Video seçeneği, ML’nin standart sürümünde yer almıyor ve sadece Tragic Lantern üzerinde var. Daha önceki bir mesajda bunu ele almıştım ve 600D gibi giriş düzeyi makinelerde çok olumlu sonuçlar vermediğini söylemiştim. Hem standart olmaması hem de çok kullanışlı olmaması yüzünden bu gibi özellikleri ML rehberinde ele almayacağım ama dah sonra HDR, Raw Video ve Dual ISO gibi teknikleri ayrı bir yazıda ele alabilirim.

Böylece Movie menüsünü de bitirmiş olduk. Sırada Shoot menüsü var.

Sağlıcakla…

Reklamlar

Canon ve Magic Lantern 4” için 8 yorum

  1. Mrb.
    Bu yaşıma kadar ,bir anlatıyı bu kadar düzgün ve anlaşılır şekilde yazan çok az kişi gördüm.Ellerine sağlık Fulgura.Yazdıklarını tek tek uyguluyorum makinamda
    Yanlız FPS override bölümünü sindirmedim.Makinamızda OFF kalması bize çok şey kaybettirirmi.Alt menülerini ayarlamak zor geldi.Standart bir alt menü verebilirmisin yoksa OFF mu kalsın.Yazılara devam 🙂

  2. Merakla okudum ve çok faydalı olmuş gerçekten. Ben de 7D’ye yükledim az önce. Dual iso örneği beni etkilemişti ama menüde bir türlü bulamadım daha doğrusu var mı onu da anlayamadım 🙂 Sanırım 7D için hala deneme aşamasında.

  3. Teşekkürler. Dual ISO zaten standart ML üzerinde yer almıyordu en son. Tragic Lantern denen özel bir türev yüklemeniz gerekli ama bu türev hala deneysel aşamada.

  4. Çok çok teşekkürler elinize, emeğinize sağlık… Bitrate konusunda 1-2 sorum olacaktı… Instantaneous Death Screen görüntüsünde 90mb/s’lik bir kart ile yaptığım 10’ar saniyelik deneme çekimlerinde QScale mb değeri CBR’den yüksek çıktı… CBR ile daha data derinliği olan kayıtlar yapabileceğimi düşünürken açıkçası çıkan mb değerleri kafamı karıştırdı… Eğer bir sinema filmi çeksek ve çekimimizi color correction uygulamamız gerekse CBR mi yoksa QScale mı çekmemiz gerekir ? Şimdiden çok çok teşekkürler…. Kolay gelsin…

    1. Ben teşekkür ederim.
      Aslında sorduğunuzu sorunun cevabı tamamen görüntü içeriği ile ilgili. QScale aslında değişken değer anlamına geldiği için mb cinsinden dosya büyüklüğünün farklı çıkması doğal. Bu ayarda çekim yaparken kodlayıcı kendisi karar verip bazı yerlerde yüksek veri oranı, bazı yerlerde de düşük veri oranı kullanacaktır. Yani gerek olmayan yerde yüksek veri oranı kullanılmayacağı için o kısımlar daha düşük veri ile kaydedilecektir ve bu durumda dosya CBR’ye göre küçük kalacaktır. Tam aksi durumda ise siz CBR için 90.000 gibi bir tavan değer belirlemişsinizdir ama QScaler bu kez gerekli gördüğü için 100.000’li değerlere çıkabilir. Bu nedenle de QScale dosyasının boyutu CBR dosyasının boyutundan büyük olacaktır. Yani CBR ile hep 90.000 alırsınız, QScale ile ise 1000 ile 100.000 arasında (hatta daha da yüksek değerlerde) gezinen bir dosyanız olur. Sizin durum bu ikincisi oluyor yani bazı yerlerde QScale kendisi CBR’nin üstüne çıkmış ve dosya daha büyük olmuş. İçeriğinizi bilemiyorum ama yukarıdaki videoyu kaydettiyseniz QScale’in daha yüksek değerler vermesi doğaldır. Genelde içerik bu kadar zorlu olmayacağı için CBR daha yüksek çıkar çünkü görüntüdeki tekrar kısımları QScale’İn düşük değerlere inmesine izin verir. Bu konuda çekeceğiniz içeriğe göre karar vermelisiniz. Genelde ulaşabileceğiniz en yüksek değeri güvenli veren CBR daha yerinde bir tercih olur. Kameranızın kilitlenmediği bir tavan değer bulun (örneğin 1,8x gibi) ve orada çalışın. QScale daha çok çekim süresini uzatmak için işe yarıyor. Renk düzenlemesi vb gibi durumlarda yüksek CBR görece daha iyidir. Bu arada bu değerlerin yüksek olması moire, alias ve chrome subsampling gibi diğer sorunları çözmez. Daha çok bloklaşma ve sıkıştırma ile ilgili sorunlar azalır ve daha yüksek kaliteli bir görüntü elde edilir. Bir sonraki adım da GOP’u düşürmek olmalıdır. Yer sorununuz yoksa GOP3 değerlerini kullanarak yine sıkıştırma konusunda ciddi avantaj sağlayabilir ve daha akıcı bir görüntü elde edebilirsiniz.

  5. Bir diğer sorum 🙂 Yine Instantaneous Death Screen görüntüsünde QScale -16 değerinde 10 saniyelik görüntü 59MB olurken +16 değerinde 69MB oldu… Bu değer tam ters olması gerekmiyor mu ? Çünkü açıklamalarda değer düştükçe kalite artar diyor… Tekrar teşekkürler…
    Not: gerekebilir diye: makina 5D Mark2

    1. Doğru yani aslında QScale düştükçe kalite artar ama yukarıdaki video bu noktada yine sıradışı bir durum sunuyor. Bu videoda her nokta devamlı değiştiği için QScale farklı davranabiliyor. Bu video için daha çok CBRyı esas almanızı öneririm. Öte yandan videonun kalitesi ile dosya boyutu her zaman aynı şey değildir. +16 değeri gereksiz aynı verinin tekrar kullanıldığı anlamına da gelir. QScale -8 değeri Canon’un standart haline denk görüntü veriyor. O nedenle kalite artışı için daha düşük eksi değerler gerekli.
      Videolarınızı daha düzgün incelemek isterseniz http://www.winhoros.de/docs/bitrate-viewer/index.html adresindeki uygulamayı kullanabilirsiniz. Böylece dosya içeriğini grafik olarak görüp yorum yapma olanağınız olacaktır. Yine sorunuzu olursa lütfen sorun.
      İyi çalışmalar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s