Canon ve Magic Lantern 9

Bu yazımızda da DEBUG menüsünü ele alacağız. Aslında bu menü çekim yapmak isteyenlerin pek kullanacağı bir menü değil. Daha çok ML geliştiricileri ve sorun çözümleyicileri için ayrılmış özellikler bunlar ama aralarında sadece bilgi düzeyinde de olsa herkese yararlı olabilecek unsurlar var.

menu_debug

Screenshot – 10s: ML içerisinden ekran görüntüsü alma seçeceği. Bu seçenek üzerine gelip SET tuşuna bastığınızda kart okuma LED lambası yanıp sönerek 10sn sürecek bir geri sayım başlatılıyor. 10sn sonunda da o anda ML üzerindeki ekran bir tür bilgisayarlardaki print screen özelliği gibi karta yazılıyor. Bu daha çok benim gibi öğretim yazıları yazan ya da videolar üzerinde eğitim veren kişilerin işine çok yarayan bir özellik ve ben de şu anda hızla kaleme aldığım bu yazı dizisi tamamlanınca üzerinden bir kez daha geçip yeni görseller ile zenginleştirmeyi ve düzeltmeler yapmayı planlıyorum. Bu özellik ile ekranları olabildiğince tek tek yakalamak ve örneklemek için kullanmayı düşünüyorum. Fakat bu ekran yakalama sıradan bir jpg resim yakalama şeklinde olmuyor. Ekranın içeriği, yani algılayıcı üzerinden gelen görüntü, karta uzantısı .422 olan bir dosya şeklinde yazılıyor ve bunun üzerine binen ML görüntüleri ve grafikleri ise bmp formatındaki ayrı bir dosya halinde yazılıyor. Örneğin benim ilk yaptığım denemede kartın kök dizinine VRAM0.422 ve VRAM0.BMP adlı iki dosya yazıldı. İkincisini açmakta sorun yok ama 422 formatını açmak için yine python scriptleri kullanmak gibi biraz dolambaçlı yollardan geçmek gerek. İstediğiniz sadece ML kısmı ise, bunda sorun yok. Ayrıca, BMP formatındaki dosyada saydamlık yok; yani resmin saydam olması gereken kısımları beyaz oluyor ve bunu daha sonra Photoshop vb türünden bir uygulamada saydam yapıp 422 dosyasının üstüne bindirmeniz gerekli.

Don’t click me! Evet, ML’nin ilk sürümlerinden beri var olan ve tüm amatörleri korkutan bir seçenek. Açıklamasında “buna tıklarsanız kameranız birden bir 1DX’e dönüşebilir ya da tamamen patlayabilir” deniyordu. Bunu açıklama konusunda biraz tereddütlüyüm çünkü bu güzel yazılımı borçlu olduğumuz ML ekibinin bu gizemli özelliğini afişe ederek keyiflerini kaçırmak istemiyorum. O nedenle tıklama diyorsa tıklamayın arkadaşlar diyerek geçiyorum.

Stability tests…: ML’nin kendi başına yapacağı kararlılık testleri. Bu seçenek kameranız üzerinde bir süre çeşitli testler uygulayarak ML’nin ne derece kararlı ve sağlam çalıştığını ölçecektir. Alt seçenekler: Quick test (around 15 min): Yaklaşık 15 dak süren hızlı test. Başlatınca kendi başına kamerayı ele geçirip fotoğraf çekiyor, video çekiyor vb ve bir süre bu testleri uyguluyor. Bu süreci ancak kameranızı kapatarak sona erdirebiliyorsunuz. Testler sonunda bir çakılma ya da hata olursa bunu hata kodu ve dosyasıyla birlikte ML takımına ulaştırmanız isteniyor. Bunu iki kez yaptım ve birinde kart kaynaklı bir sorun çıktı ve bu normaldi (ML yüklediğim kart video çekimine uygun değildi). İsterseniz buna katılın ama amatör bir videocunun kamerasını bu türden bir işe sokmakta biraz ürkek ve gönülsüz olabileceğini düşünüyorum. Diğer testler de şöyle: Random tests (infinite loop) ve buradan kamera siz durdurmazsanız sonsuza (ya da pil bitinceye) dek ML’nin tüm menülerindeki seçenekleri tek tek testler yaparak uyguluyor ve kameranızın tam olarak nerede bozulacağını öğrenmiş oluyorsunuz. Menu backend test ile ML menüsü ile Canon altyapısı arasındaki ilişkileri sınıyor. Redraw test (infinite) ile yine siz durdurmazsanız sonsuza dek sürecek bir çizim testi başlatıyor ve grafik altyapısını sınıyor. Rectangle test (infinite) ile de özellikle kayıt yaparken ekrana dikdörtgenler çizerek grafik veri bandı genişliğini sınıyor. İsterseniz bunları geçelim…

Show tasks: Aynen Windows Görev Yöneticisi üzerinde olduğu gibi o anda arka planda çalışan ML alt-uygulamalarını ve servisleri görebilirsiniz. Burada daha çok DOS satırına benzer bir biçimde çalışan servisler ve her birinin ne kadar bellek ve CPU harcadığı gibi bilgiler sunuluyor. Yazılar biraz fazla küçük ama bir sorun olup olmadığını anlamak için bu işten anlayanların ilgilenebileceği bir ekran bu. Değiştirilebilecek bir ayar yok.

Save CPU usage log: Bu seçenek ile hem ML hem de diğer Canon uygulamalarının ne kadar CPU kullandığının bir kaydı tutularak karta yazılıyor. Böylece yine bir sorun olduğunda hangi uygulamanın ne kadar işlemi döngüsü harcadığı izlenerek saptamalarda bulunmak mümkün ama bu da sıradan bir kullanıcının çok işine yarayacak bir özellik değil.

Free Memory: Yine sadece bilgi veren bu maddede o anda malloc ve AllocateMemory adlı fonksiyonların ne kadar belleği adresleyebileceği yani o anda ne kadar boş RAM kaldığı belirtiliyor. Kullanıcının yapacağı bir işlem yok.

Shutter Count: İşte bu ML’nin en güzel özelliklerinden biri. Burada kameranın tarihçesi veriliyor. Yani kamera fabrikadan çıktıktan bugüne dek kaç kez fotoğraf çekilmiş ve kaç kez LV ekranı etkinleştirilmiş bunları ayrı ayrı ve toplam şeklinde görmek mümkün. ML olmasa idi bu özelliği öğrenmek ancak ve ancak Canon yetkili teknik servislerinin kullanımına açık özel bir yazılım ile mümkündü. Bir kamera almak istediğinizde “çok az kullandım” diyen birisinin doğru söyleyip söylemediğini bilmeniz mümkün değildi. Bu özellik sayesinde artık kamera alırken yanınızda ML yüklü bir kart götürüp bunu kontrol etmeniz mümkün. Bir örnekle anlatalım. Kendi kameramda bakınca şunu görüyorum 15K = 6369 + 8641. Bu maddede ilk verilen rakam toplam örtücü çalışması sayısı (yaklaşık 15.000 demek). 6369 ise toplam çekilmiş fotoğraf sayısı (ki bu çekilen fotoğrafların dosya adlarıyla da dolaylı olarak anlaşılabilir). 8641 ise LV’nin kaç kere devreye girip çıktığını söylüyor. Hemen hatırlatalım; her video çekimi bir örtücü çalışması sayılır. Yani bu kameranın toplam 6369 tane fotoğraf mı çektiği yoksa bu kadar ayrı ayrı video mu çektiğini anlamanın yolu yok. Gerçi çok da farketmez çünkü video çekmenin kamerayı daha çok yorduğu tam olarak doğru değildir. Aksine kameralarda en çok bozulan kısım örtücü mekanizması olduğu için her örtücü vuruşu daha büyük bir risktir. Peşpeşe çekilen 10 fotoğraf kamerayı 10 dak kesintisiz video kaydından çok daha fazla yıpratır.

Burada başımıza gelen ilginç bir olayı anlatayım. Genelde kamera vb almak isteyen eş dost hep bizden beklediği için elimden çok sayıda kamera geçer veya ben alıp getiririm/getirtirim. Çıkmasının hemen ardından sırf portatifliği, video özelliğinin 7D ile bir olması ve de oynar ekranı nedeniyle 600D almak istemiştim ve yol düşünce Tokyo’dan bir adet safkan buldum. Canon, aynı kamerayı hem Japonya’da hem de Çin’deki tesislerinde ürettiriyor ve talebe göre kameranın pazarlandığı pazarlara has menü ve ad değişikliği yapıp öyle gönderiyor. Avrupa başta olmak üzere dünya geneline bu model de 600D adıyla verilirken Amerika pazarlarına ise Rebel T3i adıyla girdi. Japonya’nın kendi iç pazarına sürülen modelin adı ise Kiss X5. Japonların bu popvari isimlendirme şirinlikleri birçok şeyde sinir bozucu ve Allahtan bu modeli pembe yapmamışlar. Oysa üzerinde Kiss yazanların hepsi Japonya’daki fabrikalarda yapılan modeller ve Malezya, Endonezya gibi ülkelerde dahi birçok fotoğrafçı daha yüksek işçilik kalitesi nedeniyle bunları arıyormuş. Fakat, Kiss modelini almış olmaktan memnun 2 ay sonra memlekete dönünce hayır diyemeyeceğim bir kişi “sen nasılsa zaten oralardasın, yine alırsın” diye buna el koydu. Ben de kendisine kamerayı 2 aydır çok zorlu yerlerde kullandığımı, toz toprak deniz vb yüzünden yarın bozulursa ayıp etmiş olacağımı söyleyip aynısından bir tane posta yoluyla getirtmeyi önerdim. E-bay üzerinden güvenilir ve daha önce alışveriş yaptığım Hong Kong bazlı bir satıcıdan bir modeli aldık ve 2 hafta sonra Ankara’ya geldi. Kamera diğerlerinden biraz daha ucuzdu ve kafama bir şey takılmasın diye iyice inceledim. Algılayıcı vb her şey tertemiz. Yani kameranın içine toz tanesi dahi girmemiş görünüyor. Fakat bir SD kart takıp 1 hafta kadar çekim yaptıktan sonra birden kart üzerindeki dosya adlarının olması gerektiği gibi 0000.jpg vb diye başlamadığını, tam aksine 6000.jpg gibi 6000 sayısından başladığını farkettim. O zamanlar elimizde ML olmadığı için buna bakmanın bir yolu yoktu ve ancak bir Canon servisindeki yazılım ile bakılabileceğini öğrendim. Bu da mümkün olmayınca biraz eş dost tanıdık usulü araştırma yaptım ve kameranın kasasının tertemiz olmasına karşın gerçekten 6000 örtücü vurmuş olduğunu farkettim. Bunun bir tek açıklaması var: Bazı reklam evleri ya da profesyonel fotoğrafçılar 20-30 ya da hatta 100 adet kamerayı alıp bir zamanlar çok popüler olan Matrix usulü çekim tekniklerinde kullanıyorlar. Yani yanyana dizili 30 kamera örneğin bir arabanın etrafında dönerek çekilmiş havası veren bir video yaratmak için peşpeşe binlerce fotoğraf çekiyorlar. Resimler kameralardan alındıktan sonra koruyucu jelatinleri bile çıkarılmamış bu kameralar bir şekilde ya iade ediliyor ya da Uzakdoğu’da çok yaygın olan gri market denen sistem içine dahil edilerek e-bay vb pazarlara orjinaline yakın ve hatta bazen talep nedeniyle alındığı rakamın üzerinde tekrar satışa sunuluyor. Kameramızın böyle bir ürün olduğu sonucuna vardım ve 1 ay kadar sonra satıcıyla bağlantıya geçtim ama kendisi bana ürünün doğrudan Canon Japonya üzerinden geldiğini söyledi. Garanti için geri gönderebileceğimi vb söylemesine karşın kargo ve posta nedeniyle bunu yapamadım. Dosta da ayıp olmasın diye kamerayı sahiplendim. Elimde iki adet 600D oldu ve ikisini de kullandım. Çok zorlu bir dönemde bir iş için yine deniz, kum ve tozun bol olduğu, bütün gün hem cayır cayır sıcak hem de rutubetli bir mekanda çekim yapacağım diye feda edebileceğim bu kamerayı alıp yola düştüm. 1 aya yakın süre bu dediğim her tür belanın içinde çoğunlukla video ama oldukça da fotoğraf olmak üzere çekimler yaptım. Hatırlamıyorum ama o 6000’in üstüne herhalde bir 4000-5000 örtücü de ben vurdum. Bu süreçte bir 5D’nin pes ettiğini gördüm (sonrasını bilmiyorum ama herhalde rutubetten kamera bir gün çalışmaz hale geldi). Benim kameraya hala bir şey olmayınca saygımı kazandı. Bu kamera şu anda hala yanımda gezdirdiğim ve yukarıda 15.000 örtücü rakamını gösteren kameradır. Eğer ML’nin bu özelliği o anda mevcut olsaydı geldiği gün bunun farkına varırdık. Bu neyi değiştirirdi bilemiyorum ama en azından artık aldığınız kameranın örtücü sayacını görmek mümkün. Yine ne derece doğru bir karardır tartışılabilir ama bir kameranın altında Made in Japan yazması özellikle aradığım bir özellik haline geldi. Panasonic’te Japon malı GH1’imi satıp daha sonra bir türlü Japon malı GH2 bulamayınca zamansızlıktan Çin yapımı GH2 aldım. Bir sorun çıkmadı ama elime geçen her Japon GH2’sini hemen uç değerlere getirip acaba sabit gürültüsü benimkinden biraz daha az mı diye ayaküstü test ediyorum.

Lafı uzattık ama özellikle elektronik alet piyasasının son derece belirsiz ve tutarsız olduğu, fiyatların mantıksız derecede ölçüsüzlükler sergilediği Türkiye’de insanların bu derece değerli ürünlere korkarak yaklaşması doğaldır. Bu nedenle ML’nin örtücü sayacı kafalardaki en önemli sorulardan birine cevap verecektir. Yine de “o sayacın hepsi fotoğraf. Hemen hiç video çekmedim” ifadesine dikkat diyorum. Gerçeği bilmenin bir yolu mevcut değil ve kameranın gerçek durumu ancak dikkatle incelenerek anlaşılabilir.

CMOS Temperat: Bu maddede verilen değer kameranın içindeki bir sıcaklık algılayıcısının okuduğu sayısal değerdir. Bu değer ile kameranın açıldıktan sonra ne derece ısındığı gibi bir şeyi takip etmek kolay. Gerçi bu değer bizim anladığımız Santigrat türünden değil de algılayıcının kendi ölçü biriminde bildirilen bir değer ve ben genelde bekleme durumlarında 157-159 (raw) gibi değerler okuyorum. Birkaç saatlik kullanımdan sonra 230lu değerler görülebiliyor. Bundan emin değilim ama kameranın sağlıklı çalışma aralığının 143 ile 165 arası olduğunu duydum. Oysa sürekli çekimlerde sorunsuz 180-185 raw’da gezebiliyor. Bu değeri tam okumak isterseniz Tragic Lantern kullanmayı deneyebilirsiniz. Aynı konumda 157’nin 41C’ye, 159’un da 44C’ye denk geldiğini söyleyebilirim. Kameranız ısınıyorsa ve bu konuda ekranda uyarı çıkıyorsa o anda bu değeri okuyarak hangi değerin sizin için sınır oluşturduğunu kestirebilirsiniz. Daha önce söylemiştim: Kameralar soğukken daha gürültüsüz çekim yaparlar ve ideal çekim için kullandığımız ilke “ışıklar sıcak, kameralar soğuk” olmalıdır.

Oynar ekrana sahip kameralar daha az ısınmakta çünkü gövde içindeki en önemli ısı kaynaklarından biri LCD ekranın lambası ve devreleri. Oynar ekranlarda bunlar kasa dışında kaldığı için gövde içinde ısı üreten unsur sayısı azalmış oluyor. Ek olarak, pil kabzası (battery grip) kullanan modeller de biraz daha az ısınıyor çünkü hem yüzey alanı artmış oluyor hem de kendileri de ısınan piller gövde dışına çıkmış oluyorlar. Bunların üstüne, kart giriş/çıkış devresinin pil/kart yuvası tarafında olması nedeniyle kabza sayesinde boşalan pil yuvası bu sıcaklığı biraz tahliye ediyor gibi geldi bana. En çok ısınan modelin de önce 7D sonra da 5D Mk ii olduğunu söyleyebilirim.

Böylece DEBUG menüsü de sona ermiş oldu. Sırada son menü var; HELP.

Görüşmek üzere.

Reklamlar

Canon ve Magic Lantern 9” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s