Audio Technica ATR-3350 kablolu yaka mikrofonu incelemesi

Image

Bu yazıda amatörlere hitap edebilecek bir ürünü, bir kablolu yaka mikrofonunu incelemek istiyorum. Ürün, İngilizce’de “lavalier” (kısaca “lav”) ya da “lapel” denen yani esasen yakaya takılan türden bir mikrofon.

En başta söylemem gereken bir şey var: Belki geçmişteki bazı deneyimlerimden ötürü zaten Audio Technica denen bu markaya özel bir hayranlığım ve sempatim var. Bunun tamamen kişisel ve öznel olduğunu itiraf edeyim. Bir projede kullandığım iki ayrı yönlü (shotgun) mikrofondan ve muhteşem performanslarından sonra bu marka hep ilgi alanımda yer aldı. Bir süredir de kablosuz setlere alternatif olarak, hakkında genelde iyi şeyler duyduğum ve üstüne üstlük son derece de hesaplı bir ürün olan ATR-3350 yaka mikrofonunu incelemek istiyordum. Ürün yurtdışında 25-30 dolar civarına, Türkiye’de ise yine anlaşılmaz bir biçimde 140 TL’ye satılmakta. Kendim için 2 adet sipariş verdim ve sonunda elime ulaştılar.

Image

Ürünün üzerinde yazdığı şekliyle özellikleri:Image

Gördüğüm kadarıyla bu değerler kabul edilebilir türden. Duyarlılık (sensitivity) değeri 1 pA’yı referans alarak, -54 dB ile biraz düşük gibi ama hesaplı ürünlerde bu beklendik bir durum. Ürünü açınca gördüklerimiz:

Image

6 metrelik bir kablosu ve bu kablo üzerinde yer alan ve içinde saatlerde kullanılan türden ( LR44, SR44 ya da 357 type diye geçiyor) bir pil ve açma-kapama düğmesi barındıran bir silindiri var. Pilin düzeyini ya da mikrofonun açık ya da kapalı olduğunu gösteren bir led vb yok ve bu bazen sorun olabilir. Bu nedenle bu ürünle beraber bir dizi yedek pil siparişi de verdim. Bu pil Türkiye’de LR44 diye bulunuyor ama yurtdışından getirtirken 357 diye ararsanız daha kaliteli bulabilirsiniz.Ek olarak bir klips ve bir de mini sünger rüzgar kesici var. Hepsinin rengi siyah. Hepsini takınca görünüm:

ImageImageImage

Şu ana dek diğer mikrofonlardan pek bir farkı yok. Kablo uzunluğu artı, pil ise eksi gibi görülüyor ama büyük bir sorun olmayacak sanırım. Bu mikrofonun fiyat açısından esas rakibi 25-30 dolarlık Sony ECM-CS3 ama Sony’nin gümüş gri ve boynuzlu bir tasarımı var ve saklanabilecek türden bir mikrofon değil. Bu nedenle film çekimi türden bir iş için kullanımı zor. Sony’nin ses kalitesi görece daha iyi olsa bile tasarımı yüzünden ATR-3350 daha uygun gibi.

Bu mikrofonu doğrudan DSLR ya da video kameranıza takabilirsiniz. Ayrıca üzerinde 3,5mm  dediğimiz türden yani kulaklık jakı girebilecek türden bir girişi olan tüm ses kayıt aygıtları da (Zoom H1 veya H4N) bu mikrofon ile sorunsuz çalışacaktır. Alacağınız ses kalitesinin “doğru ve dikkatli kayıt yapılması  koşulu ile” son derece tatmin edici olacağını söyleyebilirim. 6m uzunluğundaki kablo da kamera ve oyuncu/konuşucu arasını geçmek için makul bir mesafe denebilir ki daha uzaktaki ses kaynakları için zaten bu türden korumasız kablolar sorun yaratacaktır. Bu gibi durumlarda kablosuz sistemlere yönelmek gerek artık.

Şimdi gelelim esas nokta olan performansa. Bu noktada biraz öznel davranabilirim çünkü benim ses sistemim biraz farklı. H1 ya da H4n’nin aksine, benim kullandığım Tascam Dr-40’ın 3,5mmlik jak girişi yok. Ayrıca, Dr-40 biraz seçici bir alet ve dengesiz (unbalanced/balanssız) denilen türden mikrofonlarla sorunlu çalışıyor. Hem bu nedenle hem de ses kaydı alırken daha kontrollü olabilmek amacıyla yanımda bir mini mikser (Behringer Xenyx302USB) bulunduruyorum. Ayrıca dengesiz ses kaynaklarını dengeliye çevirmek için de bir adet Behringer DI20 di-box (direct injection box) bulunduruyorum. Bu durumda kablolu mikrofon kullanacağım zamanlar ses sistemimin kabaca görünüşü şöyle:

2014-06-24 10.47.11 2014-06-24 11.39.14

Soldaki resimde gördüğünüz gibi, iki adet yaka mikrofonu DI20 di-box’a giriyorlar ve böylece sinyalleri dengeli hale geliyor. Dengeli sinyal (yeşil kablo ile) mikserin XLR mikrofon girişine geliyor. Mikser gücünü kırmızı renkli portatif bataryadan alıyor ve ayrıca yeşil kablo üzerinden geriye di-box’a da phantom power veriyor. Mikserin çıkışı ise RCA-XLR dönüştürücü bir kablo üzerinden Tascam Dr-40’a giriyor. Ek olarak, bazen mikseri usb üzerinden bir bilgisayara bağlayıp doğrudan bilgisayara kayıt da alabiliyorum.  Bu durum biraz sorunlu çünkü laptop veya netbook gibi bilgisayarların usb hatları çok gürültülü. Desktop sistemler daha yalıtımlı oluyorlar.

Kulaklıkla dinlemeyi (monitoring) ise normalde mikser üzerinden yapıyorum. ATR-3350 aslında çifte-mono bir mikrofon olduğu, yani verdiği mono sinyal kablo ucundaki jakın stereo uçlarından iki aynı sinyal şeklinde çıktığı için, uca takılan jakın mono olması daha doğru diye düşünmüştüm. Haklı çıktım çünkü stereo jakla ses alamadım ama mono jakla sorun çözüldü. Her iki mikrofona da mono jak takmak gerek.

Aklınıza “bütün bu karmaşaya ne gerek var? Mikrofonları jak dönüştürücü ile doğrudan ses kayıt aygıtına takamaz mıyız?” sorusu gelebilir. Söylediğim gibi, bu H1 ve H4n ile doğrudan mümkün. Dr-40 ile de jak dönüştürücü (35mm –> 1/4) mümkün ama bu halde değişik parazit türlerinden (helikopter pırpırı, sayaç paraziti, şase humu vb) muzdarip olabiliyorsunuz. Bunların bazılarını bertaraf etsem de sinyali daha temiz alabilmek için dengelemek yani balanslı hale getirmek daha iyi olur diye düşünüp ona göre hareket ettim. Sonuçta parazitlerin hepsi gitti ama geride hafif artmış bir dip gürültüsü (hiss) kaldı. Elimde bir H4n olmadığı için performans testi yapamıyorum. Bir hayır sahibinden ödünç bulursam ilk deneyeceğim bu olacak.

Ayrıca aradan di-box’u çıkararak mikrofonları doğrudan miksere girmek de mümkün. Bu nedenle ilk testi bu şekilde yapacağım. Yani resimlerde görülen sistemin yerine mikrofonları doğrudan mono jak ile miksere girip oradan da hem bilgisayara hem de ses kayıt aygıtına kayıt alacağım. Bu durumda tek mikrofon test edebileceğim çünkü ikinci mikrofonu mikserin farklı türden (RCA vb) bir girişinden girince bir türlü denklik sağlayamıyorum. Çift mikrofon testini daha sonra di-box –> kayıt aygıtı şeklinde yapacağım. Böylece iki mikrofondan parazitsiz ses elde edebileceğim.

Mikserin üzerinde mikrofonu kontrol etmek için iki ayar var: Ses düzeyi ve kazanç (gain). İkincisi sinyali güçlendirdiği ama aynı zamanda gürültüyü de güçlendirdiği için dikkatli kullanılmalı. Bilgisayarda ses kaydı almak için öncelikle Audacity’yi kullandım.

Öncelikle ATR-3350’yi mono jak ile miksere giriyoruz. Ses düzeyini saat 3 civarına (%75), gain’i ise saat 12 konumuna (%50) getiriyorum. Bu düzey ile doğrudan USB üzerinden bilgisayardaki Audacity’e kayıt alıyorum. Mikrofon, tam yakaya takılmış biçimde konuşanın çenesinin 10-15 cm altında yukarı bakar şekilde konumlu. Aşağıdaki dosya, üzerinde hiçbir oynama yapılmamış wav formatında kayıt dosyasıdır. Başına 5sn sessizlik koydum ki gürültü performansı belli olsun. Gerçi kaydı aldıımız ortam ideal değil ama zaten ideal ortamda kayıt almanın anlamı yok. Bu nedenle ev içinde hatta etrafta kabul edilebilir çevresel sesler varken kayıt almayı tercih ettik. (Bu dosyaları kulaklık ile ve ses düzeyi %50 iken dinlemenizi, iyi duyamazsanız sesi yavaşça arttırmanızı öneririm.)

İlk izlenimler: Mikserdeki ayarlara karşın düzey biraz düşük. Yine de bunu ayarlamak mümkün. Gürültü kendini belli ediyor ama çok rahatsızlık verici değil. En çok dikkatimi çeken şey, hesaplı mikrofonların ortak derdi olan sibilans, yani sert sessizlerdeki keskin tıslama (bkz. saniye 15’teki “teSt” sözcüğü, sn. 0:28’deki “SiSter” sözcüğü). Metnin geri kalanında da bu sibilans sürünce araya bunu yoketmek için de-ess yapmak gerekeceği ortaya çıktı. Bu nedenle 37.sn sonrasına bir sibilans kısmı koyduk. S’lerdeki etkiyi burada duyabilirsiniz. Ardından, dosyaya +15 dB yükseltme (amplification) uyguladım. Aşağıda tekrar dinleyelim:

Evet, bir önceki dosyayı iyi duymak için sistem sesinizi açtıysanız bu dosya çok yüksek gelmiş olabilir. Normalde ses düzeyi her ikisi için de %50’de durmalıdır ama sisteminizin performansına göre bu değişebilir. Evet, tahmin edileceği üzere yükseltme ile dip sesler ve gürültü de yükseldi ama parazit yok. Şimdi gürültüyü azaltacağız. Burada kullandığım 3-4 değişik uygulama var. İlkin Audacity’nin kendi noise reduction efektini kullanıyoruz. Aynı dosya temizlenmiş halde:

Dosya daha temiz oldu ama hem sibilans daha belirgin hale geldi hem de arka plana hafif robotik bir etki eklendi. İyi tasarlanmamış ya da doğru kullanılmayan ses temizleme yazılım ve efektlerinin bu sonucu vermesi doğal. Bu dosya arka planı bastıracak bir fon örtüsü ile kullanılabilir ama biraz daha uğraşmak istiyorum. Bu işi daha iyi yapan VST eklentilerine sahip Acoustica’yı açıyorum ve aynı temizliği orada öncelikle adaptive noise reduction ile yapıyorum. Ek olarak, bir kez de-ess uygulayarak sibilansı engellemeyi deniyorum. Sonuç:

Evet, de-ess yetmedi. Bu kez adaptive noise reduction ardından Fabfilter Prod-DS plugini ile biraz uğraşarak o tıslayan S’leri bastırmaya çalışıyorum. Ama bu mikrofonun en büyük handikapı olan bu sibilans hala kısmen duruyor. Daha fazla uğraştıkça sesin doğallığından kayıp artıyor. Öyleyse, bu mikrofonda kayıt alırken yönlendirmesine dikkat etmeli ve hatta yaka içi gömlek içi gibi konumlara iyice saklamalı ki sibilans düşsün. Yani bu mikrofonu sibilansı kayıtta engelleyecek şekilde kullanmak gerekli. Yine de fon sesi ile beraber örtüleceğini düşünüyorum. Son bir kez daha hem de-ess hem de NR yapıyorum.

Evet derinlikten kayıp var ama sibilansı kısmen kırdık. Yine de abartılı durumlarda (bkz sn 37-40) bu efektler kendilerini belli ediyorlar. Sonuç: Kayıt anında dikkatli konumlandırma ve biraz post desteği ile amatör kullanıcı için oldukça iyi bir mikrofon bu.

Ucuz mikrofonlar ya tutarsız oluyor ya da korkunç bir dip gürültüsü var. Bu arada şu anda elimde sağdan soldan topladığım 2-3 tane de ucuz kablolu yaka mikrofonu var. Bir sonraki yazıya yetişirse onları da test edip 25-30 TL’ye alınacak sesin ne kadar iyi olacağını görmeye çalışacağız.

 

Reklamlar
Ses altında yayınlandı.

Audio Technica ATR-3350 kablolu yaka mikrofonu incelemesi” için 6 yorum

    1. Söz konusu test ses ekipmanlarımın bende olmayışı nedeniyle uzadı ama ben o işin cevabını dolaylı da olsa buldum. Aynı test koşullarını oluşturmak da zor. Mikrofonlarda kalite olayı görselden daha belirsiz. Benim kaliteli bulduğumu beraber çalıştığım ses uzmanı arkadaş beğenmeyebiliyor. Bir de elde edeceğiniz performans hedef kalite ile çok ilgili. Çoğu proje için çok pahalı olmayana ekipmanlar yeterli. Ama tam profesyonel bir proje için 4000TL civarı mikrofonlar elzem. Bunları test ederek anlatmak mümkün değil.

      Teşekkür ederim.

      1. selamlar… tüm 3.5mm jack girişli cihazlarda çalışır demişsin de… rakibi olan Sony ECM-CS3 telefonlarda çalışmıyormuş… Bunda da öyle bir durum var mı ? bana hem telefonda hemde bilgisayarda çalışacak mikrofon lazım.

        Bu arada inceleme çok başarılı eline, sesine sağlık.

      2. Böyle bir durumdan haberdar değilim. Bunun nedeni Sony’nin kasten standart dışı jak kullanması olabilir. ATR-3350’nin jakı standart jak çünkü ve böyle bir durum olduğunu sanmıyorum. Ses çantam bir proje için bir başkasında ve bunu denemem mümkün değil maalesef. Yorumunuz için teşekkürler.

  1. Hocam mrb.Belgesel projesine başlayacağım ve kablolu/kablosuz bir yaka mikrofonuna ihtiyacım var.Genelde kapalı mekanda kullanacağım.Tascam dr7 mk2 + AKG 44 kulaklığım var. Yukarıda testini yaptığınız mikrofonu alsam performans alırmıyım.Çok Tşk.Kolay gelsin 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s