Canon 600D ile RAW denemesi ve h.264 karşılaştırması

Bu mesajda Canon 600D ile yaptığım bir RAW (yani ham çekim) denemesi ve sonuçların h.264 ile yapılmış çekimlerle karşılaştırmasını sunacağım.

600D ile RAW aşağıdaki tabloda belirtilen sınırlarda yapılabiliyor.

Yani 600D ve 550D, 650D vb giriş serisi kameralarda tam HD çözünürlükte sürekli RAW kayıt mümkün değil. Bunun nedeni, bu seride 650D’ye kadar kullanılan SD giriş/çıkış (I/O) altyapısının en fazla 24 MB/s civarında çalışması. Yani, SD karta en çok bu hızda kayıt yapılabiliyor ve bunu telafi etmek için de çözünürlüğün düşürülmesi gerekli. Kartın hızı da burada bir etmen olmasına karşın, 24 MB/s’yi geçemeyen altyapı esas darboğazı oluşturmakta.

RAW çekimi aslında şu şekilde gerçekleşiyor: Magic Lantern uygulaması normalde algılayıcı (sensor) üzerinden gelen “olabildiğince işlenmemiş” veri üzerinden peşpeşe kareler halinde yakalama yapıyor.  Her bir kare bağımsız bir fotoğraftan oluştuğu için esasen sıkıştırmasız varsayılabilir (ki aslında RAW da bir tür sıkıştırma içerir ama genelde sıkıştırmasız varsayılır). Bu yakalama çözünürlüğü yukarıda tabloda verilen ve bizim seçebildiğimiz çözünürlükler. Bu yakalama sonucu ortaya çıkan kareler (dikkat; video değil!) kameranın bir tampon belleğinde (buffer memory) barındırılıyor ve buradan da SD karta yazma işlemi yapılıyor. İşte en önemli darboğaz bu tampon bellek boyutundan kaynaklanıyor. Tampon bellek çok hızlı olmasına karşın buradan gelen veri SD karta aynı hızda yazmayı yazılamıyor. Kısacası, tampon bellek dolunca kayıt da sona eriyor. RAW kayıt alırken ekranın üst kısmında çıkan renkli çizgiler tampon belleğin doluluk durumunu gösteriyorlar.

Çekim sona erince, SD kart üzerinde RAW uzantılı bir dosya oluşuyor. Bu dosyanın bu haliyle işlenmesi mümkün değil. İlginçtir, öncelikle bu dosyanın yine tek tek karelerden oluşan bir diziye (image sequence) dönüştürülmesi gerekli ki bu işte genelde RAW2DNG adlıyazılım kullanılmakta. Bu yazılım DOS satırında çalışıyor. Fakat, bir süredir MLRawViewer adlı yazılımı kullanmaktayım ve artık RAW2DNG’ye gerek olmadığını düşünüyorum. Hatta, MLRawViewer sorunsuz olmasa da artıları olan bir uygulama. Bu testi de bu uygulama ile yaptım. Önce yaptığım çekimleri DNG uzantılı kare dizilerine dönüştürdüm ve sonra da bunları Adobe After Effects üzerinde inceledim ve kısmen de sonuçları görmek için Color Finesse ile işledim. Amacım sadece RAW ve Canon’un h.264 kodlayıcısı arasındaki farkı görmek olduğu için, bu işlemelerde öznel olabilecek renk düzeltmeleri yapmadım. Sadece aynı ayarları hem RAW hem de h.264 dosyalar üzerinde denedim.

Hemen hatırlatmak gereken bir durum var. Çekimde daha çok 2.35:1 oranında çözünürlükleri denediğim için iki tür arasında görüntü boyutlarında farklılık var ama önemli olan içerik olduğundan bu bir sorun olmamalı. Bu testte sadece olası en yüksek çözünürlüğü (600D için 2.35:1 olarak 1792 x 768) de denediğim için her bir video 2 ila 2,5 saniye kadar sürdü. Yani bu sonuçlar sadece RAW kalitesi konusunda bir fikir vermek için elde edildi. Kaliteyi en yüksekte tutmak için ML üzerinden h.264 için en yüksek ayar olan QScale -16 kullanıldı ve bu yüzden bazı çekimler aynen RAW’da olduğu gibi 1-2 saniye sürdü. Renk profili olarak VisionColor kullanıldı. “İşlenmemiş” (unprocessed) ifadesi, video dosyası üzerinde hiçbir değişiklik yapılmamış, “İşlenmiş” (processed) ise üzerinde Color Finesse ile çalışılmış demektir. RAW kareler 1792 x 768, h.264 ise 1920 x 1080 boyutunda). Tüm çekimlerde aynı ayarlar kullanıldı: WB: 5500K, mekan Ankara.

Öncelikle pozlama (exposure) denemesi:

İlk ve en önemli test. Bildiğimiz gibi, h.264 sıkıştırmalı bir format büyük miktarda verinin atılması üzerine kurulu. RAW ise daha büyük bir pozlama aralığı içermekte. Sol tarafta parçalı bulutlu gökyüzü (highlights) hafif yüksek pozlamalı alan, sağ tarafta ağacın dalları arasındaki koyu noktalar (shadows) ise düşük pozlamalı alan olarak karşılaştırma için kullanıldı.

h.264, işlenmemiş

RAW, işlenmemiş

İşlenmemiş haliyle bile aslında RAW görüntüde gökyüzünde görece daha çok ayrıntı seçilebiliyor. RAW karede renkler daha doygun ve genelde daha çok ayrıntı seçilmekte. Farkı işleyerek görelim:

h.264, işlenmiş

Pozlama düşürüldü, aydınlık noktalarda (highlights) ayrıntı kazanmaya çalışıldı ve bunu telafi etmek için de karanlıklarda pozlama artışı ve hatta yerel gamma düzenlemesi yapıldı ama hiçbir parametre ile gökyüzünde bir ayrıntı elde edilemedi. Kısacası orada bir ayrıntı yok, yani h.264 süreci gökyüzünü düzleyip geçmiş. Zaten bu durum dalgabiçimi (waveform) üzerinde de görülmekte; aydınlıklar düz çizgi halinde.

RAW üzerinde de aynısı yapıldı.

RAW, işlenmiş

Görüldüğü gibi gökyüzünden inanılmaz ayrıntı geri geldi. Karanlıklarda durum aynı. Çok daha başarılı bir sonuç bu. Dalgabiçimi de aydınlıklarda çok daha fazla ayrıntı olduğunu doğruluyor. h.64’te düz çizgi olan yer, açıldıkça daha çok veri sergilemekte. Oysa, h.264’te bu çizgi olduğu gibi düz biçimde hareket etmekte.

Burada hemen bir noktaya dikkat çekmeli. RAW’un en büyük sorunu alias ve moire dediğimiz bozuklukların görülmesine ya da artmasına yol açması. Aksine, h.264 ise bunları yok ettiği için göstermeyebiliyor. Yukarıda işlenmiş RAW karede uzun çatının tam ortasında (lambanın hemen alt hizasında) renklenmiş bir moire etkisini görebilirsiniz. Bu h.264’te yok ve işin garip tarafı RAW’da da işlenince daha belli hale geliyor. Bu sorunu Film Fabrikası forumu üzerinde homeros dile getirmiş ve bunun üstesinden ancak bir filtreleme ile gelinebileceğini öne sürmüştü. Her türlü yumuşatıcı filtre esasen ayrıntıdan kayıp demek olduğu için bu biraz hayal kırıcı bir durum. RAW’un en büyük sorunu şu anda bu. Fazla ayrıntı demek, sorunların da fazla görülür hale gelmesi demek. Aslında bu sorun bize RAW kayıt alırken bile hala satır atlama (line-skipping) yapıldığını göstermekte. Yani Magic Lantern bu RAW kaydı alırken algılayıcı (sensor) üzerinden doğrudan değil de bu verinin satırlar atılarak 1920×1080’a dönüştürüldüğü aşamalardan birinden kare yakalıyor. Bu konuda akla gelen çözüm önerileri şu ana dek şöyle:

1- homeros’un önerdiği yumuşatma filtreleri, ki yukarıda değindim, işe yarasalar da ayrıntıdan kayıp olacaktır.

2- Bir komut dizgesi (script) veya plugin ile sorunu çözmeye çalışmak ki bu konuda gördüğüm en çok önerilen şey Super Resolution. Bu adla birden fazla uygulama var ve aynı algoritmanın değişik türevleri üzerine kurulu hepsi ama ben VirtualDUB üzerinde yaptığım kendi denememde başarılı bir sonuç elde edemedim. RawTherapee yazılımının demosaicing kısmındaki vng4 (+5 ayarında) kısmi bir iyileşme sağladı ama kusursuz değil. Elde edebildiğim en iyi sonuç şöyle:

Evet, çatıdaki moire büyük ölçüde gitti ama sanırım renklerde bir kayma meydana geldi bu kez de. Özellikle kenarlarda morlaşma (purple fringing) var ve bulutlar dahil herşey biraz sıcak tonlara kaydı. Biraz daha uğraşılırsa bununla başedilebilir diye düşünüyorum ama bunun için zaman gerek.

3- Canon 600D’nin 3x kırpma (crop) modu. Sonuç aşağıda. Evet, sadece ve sadece 600D’de bulunan bu yaklaştırma modunda APS-C algılayıcısının tam ortasına denk gelen bir alan doğrudan alınıp video aşamasında işlendiği için satır atlama yapılmamakta. Yani bu modda çekilen videolarda moire ve alias yok denecek kadar az. Elbette en büyük sorun da zaten 1.6 olan kırpmanın burada 3 ile çarpılması ve görüş alanının çok daralması. Bu nedenle bu türden çekimleri daha çok yakın plan çekimi olarak değerlendirmek gerek. Geniş açı her zaman APS-C için sorun oldu ve yavaş yavaş RAW aşamasına ilerleyen amatör/bağımsız sinemacı kitlesini de gittikçe artan kırpma ve daralmakta olan görüş açısı sorunu üzecek gibi. Bu arada, geçenlerde okuduğuma göre ML ekibi bu 3x kırpma modunu 5D Mark iii üzerinde de etkin hale getirmeyi başarmış ki bu büyük bir gelişme olur çünkü APS-C’ye kıyasla tam kare (full frame) üzerinde 3x kırpma daha kabul edilebilir olacaktır.

RAW, işlenmemiş, 600D 3x kırpma modunda

RAW, işlenmiş, 600D 3x kırpma modunda

Moire açısından sorun yaratacağını düşündüğüm noktalarda denemeler yaptım ve sonuç aynı: h.264 bu sorunu sergilemediği zaman zaten oradaki verileri attığı için sergilemiyor. Bunun dışında genelde h.264’de de moire sorunu mevcut. RAW çok daha fazla ayrıntı gördüğü ama satır atlamadan sonra yakalandığı için moire de ortaya çıkıyor. Bir denememde üstüste binmiş iki tel örgüyü çektim ve 3x modunda hiçbir sorun olmadı.

h.264, işlenmemiş (sağ alttaki kafes örgülerinde renklenmiş ve hareketli moire dalgaları mevcut)

h.264, işlenmemiş, x300 büyütülmüş hali (renkli ve hareketli moire dalgaları görülmekte)

RAW, işlenmemiş, 3x kırpma modunda (tel örgülerde moire yok, görülen dalgalanmalar ışık-gölge farklılıkları)

Aynı durum alias için de geçerli. Kenarlarda oluşan basamaklanma şeklinde özetleyebileceğimiz bu sorun da 3x modunda görülmüyor.

Ayrıntı (detail) karşılaştırması

Bu kez sonuçları işlemeden koyuyorum çünkü ayrıntı konusunda yapılabilecek tek işlem keskinleştirme (sharpness) ki kendisi sahte ayrıntılar ürettiği için mantıklı olmaz. Orjinal kareleri indirip büyüterek de inceleyebilirsiniz. Yine RAW büyük bir fark sergilemiş h.264’e kıyasla. Derinlere indikçe h.264’ün tamamen bulaşık bir hale geldiğini görürken, RAW sadece kareleşen bireysel pikseller sergiliyor. Ayrıntı söz konusu olduğunda yine alias ve moire sorunlarının kendini gösterebileceğini de hatırlayalım.

h.264, işlenmemiş

RAW, işlenmemiş

h.264, işlenmemiş, 600D 3x kırpma modunda

RAW, işlenmemiş, 600D 3x kırpma modunda

Bu deneme de burada sona eriyor. Gerektiğinde güncellemek üzere…

Selamlar, saygılar…

Reklamlar

Canon 600D ile RAW denemesi ve h.264 karşılaştırması” için 6 yorum

  1. buna benzer izledim youtube de raw cekilen düşük cözünürlük deki videolar full hd h264 den çok çok başarılı lg g3 ile 4k video cekiyorum evde 4k tv var videolar çok güzel ama raw cekilmiş bi video ile kıyaslanmaz bence detaylı açıklama için çok teşekkürler

  2. Biraz hortlatmış olayım. 70d,80d,700d,750d ve 760 d yani insanların daha rahat ulaşacağı makinelerde deneme şansınız oldu mu? Full hd de raw hangi makineden alınır ? Yani yeterli hızlı kartı taktığımızda hangi makine buna kaydedebilir ? Birde gh4 veya Nikon için de magic lantern gibi hack programı var mıdır?

    1. Maalesef kendim denemedim çünkü bu kameralara erişimim yok. Full HD sadece 5D gibi kameralarda mümkün ve bunun için de hızlı kart gerekiyor. Alt düzey kameraların SD okuma ve yazma altyapıları aynı hızı veremiyor.

      GH4 ve Nikon için benzeri bir hack mevcut değil. Canon üzerinde bu tür bir şeyin olması bile mucize. Panasonic’in GH2 üzerinde bir hack vardı ama o da ML gibi değildi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s